9 Şubat 2014 Pazar

Okula başlama, çocuklar için olduğu gibi aileler için de heyecan verici bir süreçtir. Çocuğun okul öncesinde sınırlı olan sosyal çevresi şimdi daha büyük ve kuralları olan okul yaşantısına dönüşmüştür. Bu durumda da bazı endişelerin başlangıç sürecinde yaşanması doğaldır. Okul öncesi dönem dediğimiz 0-6 yaş arası dönemde çocuklar ilk ilişkilerini ağırlıklı olarak aileleriyle kurarlar. Duygusal anlamda aileleriyle sağlıklı ilişkiler kurabilen çocuklar, okul dönemine geldiklerinde kendilerine güvenir ve başarabileceklerine inanırlar.

Okula başlarken çocuğun yeni duruma uyum sağlayabilmesinde okul öncesi dönemin nasıl geçirildiğinin önemi büyüktür. Çocukların 3 yaş sonrasında yaşıtlarıyla oyunlar oynaması ve yeni deneyimler kazanmasına izin verilmesi okul çağında yaşıtlarıyla uyum içerisinde bir arada olabilmesi, aralarında yaşanılan çatışmaları çözebilme gücü sağlar. Yine okul öncesi dönem çocukların çok meraklı olduğu, her şeyi sordukları bir dönemdir. Bu dönemde merak duygusunun canlı tutulması ve merakının yaşına uygun şekilde giderilmesi ile çocukta öğrenme isteğinin temelleri atılır. Böylece okul çağına geldiğinde çocuklar öğrenmeyi seven, meraklı bir öğrenci olabileceklerdir.

6 yaş çocukları genellikle bu dönemde anne-babalarından ayrılma, onların başına bir şey gelebileceğinden endişe ederler. Özellikle okul öncesinde çocuklarını “fazla” koruyucu, müdahaleci ve çocukları için sürekli endişe yaşayan ebeveynlerin çocuklarının zaman zaman ebeveynlerinden ayrılmalarının güç olduğu görülür. Böyle bir ebeveynlik tarzı ile yetişen çocuk da anne babası yanında olmadığında hayatı tehlikeli bir yer olarak algılar. Ve bu tehlikeden korunmak amacıyla yanında sürekli ebeveynini arar. Böyle bir durumda çocuğa aileden ayrılmanın yaşamın doğal bir süreci olduğunu, okulun aynı zamanda bir çok güzel deneyimi yaşayacağı bir yer olduğu, onun her zaman korumaya devam edeceği anlatılmalıdır.

Ailelere Öneriler:

  • Çocuğun ilk günlerde heyecanlı olması, duygusal açıdan stresli olması doğaldır. Bu durumu mümkün olduğu kadar doğal karşılamanız çocuğunuzun da bu süreci rahat atlatmasına yardımcı olur.
  • Çocuk, okula başlasa da halen bir oyun çocuğudur. Ve unutulmamalıdır ki çocuk oyun yoluyla da öğrenmeye devam eder. Çocuk bir taraftan okul yaşantısının gerektirdiği sorumluluk bilinci kazanmasına, programlı olmaya yönlendirilirken bir taraftan da oyun ihtiyacının karşılanması ihmal edilmemelidir.
  • Çocuğun okula başlaması zaman zaman ebeveynlerce bir sınav gibi algılanır. Ebeveyn bu durumda çocuğu başka çocuklarla kıyaslayarak bu sınavı nasıl geçirdiklerini anlamak isterler. Her çocuğun gelişim özellikleri ve hızı farklı olduğundan bu kıyaslama hem ebeveynleri yanılgıya düşürebilir hem de çocuğun kendini yetersiz hissetmesine neden olabilir.
  • Çocuk bu dönemde ebeveyninin ilgisine bakımına oldukça ihtiyaç duyar. Çocuğu zamanında okula götürmek, zamanında almak ve verdiğiniz sözleri tutmak önemlidir.
  • Çocuğun derslerine yardımcı olmak ile çocuğun derslerini tamamen üstlenmek arasında ince bir çizgi vardır. Çocuğun kendi sorumluluklarını fark edebilmesi ve bu sorumluluğu üstlenmesi gerekir. Bu nedenle çocuğun görevlerine gerektiği kadar yardım edilmesi önerilmektedir.

Okula başlama sürecinde yaşanılan bazı sorunların aşılamaması ve sorunların artarak devam etmesi neticesinde çocukta okul fobisi dediğimiz sorun gözlenebilir. Okul Fobisi, çocuğun şiddetli bir endişe hissiyle birlikte okula gitmeyi reddetmesi şeklinde tanımlanabilir. Bu durumla karşı karşıya kalmak, öğretmen, anne baba ve çocuklar için zorlayıcı ve endişe edici bir durumdur. Böyle bir sürecin üstesinden gelmek için bir uzmana başvurulması önerilmektedir.